
The Guardian view on the far right’s real weapon: it is the politics of powerlessness | Editorial
Dover'daki maskeli protestolardan Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde AfD'nin tarihi seçim zaferine uzanan aşırı sağ yükselişi, Türkiye kökenli göçmenler dahil tüm göçmen toplulukları için ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
İngiltere'nin güney kıyılarında yüzlerce maskeli kişinin yolları kapatması ve Almanya'da aşırı sağcı AfD partisinin Saksonya-Anhalt eyaletinde beş yıl öncesine kıyasla oy oranını ikiye katlayarak tarihi bir zafer kazanması, aynı köklü sorunun iki farklı yansıması olarak değerlendiriliyor: Seçmenlerin köklü partilere olan güvenini yitirmesi ve bu boşluğun aşırı sağ tarafından doldurulması.
İngiltere'de Haziran 2026'ya kadar geçen bir yılda küçük teknelerle 33.000'den fazla kişi İngiliz kıyılarına ulaştı; ancak bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 23 düşük. Buna karşın sokak gerilimi tırmanmaya devam ediyor. Almanya'da ise 2 milyonluk nüfusa sahip Saksonya-Anhalt eyaletinde yaklaşık 170.000 yabancı uyruklu yaşıyor ve eyalet doktorlarının beşte biri yurt dışında doğmuş durumda. AfD'nin iktidara gelmesi, göçmenlere, İslam'a ve azınlık haklarına açıkça düşman bir yönetim anlamına gelebilir. Bu tablo, başta Almanya'daki Türk toplumu olmak üzere tüm göçmen grupları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, aşırı sağa desteğin yoksulluktan çok siyasi yabancılaşmadan beslendiğini vurguluyor; yani salt ekonomik iyileştirme bu eğilimi durdurmaya yetmiyor.
İngiltere'deki Türkiye kökenli sakinler için bu gelişmeler göz ardı edilmemeli. Göçmen karşıtı söylemin güçlendiği dönemlerde vize başvuruları, oturma izni yenilemeleri ve günlük yaşam üzerindeki siyasi baskı artabilir. Topluluğunuzdaki herhangi bir ayrımcılık veya şiddet olayını yetkililere bildirmeniz, yasal haklarınızı bilmeniz ve güvenilir göçmenlik danışmanlık kuruluşlarıyla irtibatta kalmanız bu dönemde özellikle önem taşıyor.